Başbakan eşinin GATA’ya girememesi hem ayıp hem de saygısızlık

Bekir Yurdagül

 
Yıl 2007, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan GATA’da hasta yatan tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’u ziyaret etmek ister.

Ve Nejat Uygur’un eşini arayarak bu dileğini ona iletir. Bu isteği memnuniyetle karşılar Nejat Uygur’un eşi. Ancak kısa bir süre sonra Emine Hanımı arayarak “gelmeseniz iyi olur, sizinle dışarıda buluşalım” der. Ve görüşme dışarıda gerçekleşir.

Başbakan, başlarından geçen bu olayı geçen Pazar TRT’de katıldığı bir programda kamuoyu ile paylaştı.

Her ne kadar açık olarak dile getirilmese de Emine Hanım, türban taktığı için GATA’ya sokulmak istenmemişti.

Bu tek kelime ile hem ayıp hem de büyük bir saygısızlık.

Sadece başbakan eşi olduğu için değil bu ülkenin başını örten bir yurttaşının, herhangi bir devlet kurumuna hele hele bir hastaneye sokulmamasının mantıklı bir izahı olamaz.

Bunu laiklikle izah etmek, kamusal alan savunması yapmak inandırıcı olmamanın yanında çok komik kaçıyor.

Kamu hizmeti gören kişilerde aradığınız kılık kıyafet koşulunu, hizmet alan hiçbir vatandaşımızda arayamazsınız, aramamanız gerekir. Bırakın başbakan eşinden hiçbir kadın yurttaşımızdan başını aç öyle gel deme hakkınız yok.

Böyle bir şey insan haklarına aykırı.

Başbakan Erdoğan diyor ki, “Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı arayıp protestomu ilettim”. Doğrudur, herhalde başbakan dediğini yapmıştır.

Ancak Başbakan Erdoğan’ın esas yapması gereken; emrindeki Genelkurmay Başkanını arayıp, nezaketin ayaklar altına alındığı bu çirkin olayı iletip “Emine Hanım birazdan GATA’ya gidiyor, gereğini yapın” diye talimat vermesiydi.

İşte o zaman başbakana helal olsun derdim.

Üzerinden üç yıl geçtikten sonra Meclis kürsüsünden celallenmesinin, tribünlere oynamaktan başka hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.

Kategori: Bekir Yurdagül, Siyaset, Türkiye

  • Facebook’ta Paylaş
  • FriendFeed’de Paylaş
  • 

    Yorumlar

    Yorum yok

    Yorum Yapın

    İsim *

    E-posta *

    Site