M.Küpçü’nün Nazım Hikmet’i anma etkinliğinde yaptığı açılış konuşması
Sevgili Nazım Dostları;
Bugün,
emek dostu büyük şair,
dünya vatandaşı Nazım Hikmet’i anmak için bir aradayız.
O’nu neden bu kadar çok seviyoruz?
Neden, en zor anlarımızda O’nun inanç ve umut dolu dizelerini dillendiriyoruz?
Ve, O’nun şiirleriyle coşuyoruz?
Çünkü Nazım,
öncelikle “insan gibi bir insandı.”
Çünkü Nazım,
emeğin ve insanın dostu,
emek hırsızlarının düşmanıydı.
O, sınıfsal tercihini yapmış,
ideolojik çizgisini çizmiş
gerçek bir aydındı.
İnsan emeği ve insan kanı ile beslenen bir ahlaksız düzene yiğitçe karşı çıkan, bu inançlı çizgisinden hiç sapmayan, bütün emek ve enerjisini;
bir gün kendi ülkesi ve bütün dünyada “insanca yaşanabilecek bir düzen” için harcayan bu güzel insanın önünde saygı ile eğiliyoruz.
BİZ’den yana olduğu için.
BİZ’den biri olduğu için.
Bütün bir ömrünü, BİZ’i – bize anlatmak ve uyuyan devi uyandırmak uğruna tükettiği için O’nu saygı ile anıyoruz…
Değerli Nazım Dostları;
Nazım Hikmet, bundan 60 yıl önce,
ABD siyasetinde kimliği belirlenen emperyalizme
ve bu kirli düzenin işbirlikçilerine karşı çıkıyordu.
Onların insanlık düşmanı sömürü düzenlerine başkaldırıyor ve insan kardeşlerini uyarıyordu.
Nazım, emperyalizme bir başkaldırı olduğuna inandığı Ulusal Kurtuluş Savaşımız ve bu onurlu mücadelenin öncüsü Mustafa Kemal’e büyük bir inançla sahip çıkıyor ve dünyanın en güzel destanını;
“Kuvayı Milliye Destanını” yazıyordu.
Emperyalizmi’ne boyun eğen siyasetçilerin ipliğini pazara çıkarıyor, maskara ediyordu.
Nazım Hikmet, İnsanlığın düşmanı ve emperyalizmin kanlı ticari aracı olan savaşlara düşmandı.
Hiroşima ve Nagazaki’de patlayan atom bombalarının acısını bir kız çocuğunun dilinden yansıtıyordu dünyaya.
Bugün yaşasaydı, küresel egemenlerin GAZZE VAHŞETİ üzerine direnen ve Gazze’deki insan kardeşlerinin acılarını haykıran ilk insan yine O olurdu…
Nazım Hikmet,
bu temel tercihleri ve siyasal kimliği yüzünden kendi memleketinde tutsak edildi.
O, insanın insanı sömürmediği sınıfsız bir düzene inanıyordu.
Bu yüzden canına kastettiklerinde, “yaşama hakkı” ve “insan kardeşlerinin insanca yaşama mücadelesi adına” memleketinden kaçmaya zorlandı.
Memleket hasreti ile geçti ömrünün en güzel yılları.
O’nun ödediği ağır bedeli görmedi kimi gözler;
o vatan sevgisiyle dopdoluydu ama “vatan haini” dedi kimileri!
O’nu, insanca yaşamaları uğruna canı pahasına mücadele verdiği halkına yanlış anlattılar.
O, yılmadan uyardı insan kardeşlerini ama uyanmadı kimileri.
Kızdı,
“akrep gibisin kardeşim” diye, haykırdı kimi zaman.
Kimi zaman;
“Kabahat sende” demeye dilim varmıyor ama kabahatin çoğu sende güzel kardeşim” diye sitemler etti.
O güzelim Türkçesi ile insan belleğine nakşolan unutulmaz şiirler bıraktı tüm insanlığa.
Çünkü o, yalnız kendi yurttaşlarının değil, tüm insanlığın şairi ve aydınıydı.
“ Kardeşlerim; bakmayın sarı saçlı olduğuma/ Ben Asyalıyım, Afrikalıyım” derken,
ne güzel anlatır “dünya vatandaşı” olduğunu.
Ve;
İnsana ve insanlığa bakışını ne kadar yalın anlatır şu dizelerinde;
“Yaşamayı ciddiye alacaksın/
yani, o derece, öylesine ki/
mesela kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda/
yahut kocaman gözlüklerinle bir laboratuarda/
insanlar için ölebileceksin/
hem de hiç yüzünü görmediğin insanlar için/”
Ve o, hiç sapmadan, insanlık için verdiği çileli mücadelenin sonunda bir gün,
bedensel yaşamını yitirdi.
O’nu anlayan, O’na gerçekten saygı duyan, bizler gibi gerçek dostları var.
O’nu düne kadar “vatan haini” ilan edip, bugün siyasal çıkarları uğruna” kullanmaya çalışan iki yüzlü siyaset maskaraları da var!
Nazım Hikmet yeniden Türk Vatandaşı olacak ve itibarı iade edilecekmiş!
Nazım Hikmet’in itibarı ne zaman elinden alındı ki?
O’nun itibarını kim alabilir ki?
İkiyüzlü değil, bu yüzsüz siyasetin sahte aktörleri
er ya da geç tarihin çöplüğüne atıldıklarında bir daha hiç anımsanmayacaklar.
Tıpkı Sokrates’i baldıran zehriyle ölüme mahkum eden düzenin efendileri gibi.
Ama, dünya var oldukça Nazım Hikmet,
mücadelesi ve eserleriyle ölümsüz olacaktır…
Anısı önünde saygı ile eğiliyor ve O’nu bir kez daha selamlıyoruz..
Merhaba NAZIM HİKMET;
bir kez daha hoş geldin aramıza…
Mustafa Küpçü.
Yorumlar
Yorum yok
Yorum Yapın